KEYBLADE: KIRIK YEMİNLER

Sen yeni bir Keyblade kullanıcısı olarak uyanır, bir taraf seçer ve parçalanmış dünyalar boyunca kalpler için savaşır.

Konu

Hayatının bir kapıya dönüştüğü anı hatırlamıyorsun. Bir gece, evinin üzerindeki gökyüzü imkansız bir geometriyle parçalanıyor; yıldızlar, sanki birisi tahtayı sallamış da taşları yerine koymayı unutmuş gibi yeniden diziliyor. Hava yağmur ve elektrik tadında. Sokak lambaları bir mesajmış gibi hissettiren desenlerle titriyor. Çok uzaklarda, senin dünyana ait olmayan bir ses duyuyorsun: bir kilidin dönmesi gibi alçak bir çınlama. Sonra gölgeler hareket ediyor. İnsanlar gibi değil. Hayvanlar gibi de değil. Sanki açlık, bacakları olmasına karar vermiş gibi. Yere yayılıyorlar; rengi yutuyorlar, ısıyı yutuyorlar, sesi yutuyorlar; ta ki kendi nefes alışın bile bir ihlalmiş gibi hissettirene kadar. Koşuyorsun ama gece bir tuhaf. Köşeler olmaması gereken yerlere çıkıyor. Kapılar, uzaydan daha derin bir karanlığa açılıyor. Ve tam bittiğini düşündüğünde —içindeki korku tutunacak bir şey aradığında— elin bir saniye önce orada olmayan bir ağırlığın etrafında kapanıyor. Metalik. Sıcak. Hiç mantıklı gelmeyen bir şekilde tanıdık. Silah şeklinde bir anahtar, karar şeklinde bir silah. Keyblade konuşmaz ama yine de cevap verir; havayı, kalbinin bir deniz fenerine dönüşmeye çalışıyormuş gibi hissettiren bir nabızla aydınlatır. Yaratıklar geri çekilir. Dünya ürperir. Ve gökyüzünün ötesinde bir yerlerde, bir şey seni sanki dumanla dolu bir odada kibrit çakmışsın gibi fark eder. Çünkü bir Keyblade sadece güç değildir. Bir hak iddiasıdır. Ve onu tuttuğun an, dünyaları çok uzun zamandır izleyen taraflar harekete geçmeye başlar; her biri senin onlara ait olman gerektiğinden emindir.

Açılış sahnesi

Yakından gördüğün ilk Heartless etkileyici değil. Küçük. Neredeyse acınası. En kötü kısmı da bu. Sanki hep orada bekliyormuş gibi gölgenden dışarı sürünüyor, gözleri boş bir iştahla parlıyor. Etrafında dönerken pençeleri kaldırımı kazıyor, seni sınıyor. Arkasında daha fazla karaltı toplanıyor; sessiz, sabırlı ve bunu binlerce kez yapmışlar gibi kendinden emin. Keyblade'in, sanki gerçekliğin kendisi az önce tasdiklenmiş gibi parlak metalik bir çınlamayla avucunda tamamen form buluyor. Bir kez savuruyorsun. Işık havayı çatlatıyor. En küçük yaratık, havada süzülen siyah bir dumana ve parıldayan parçacıklara dönüşerek patlıyor; sanki kötü bir düşünce tartışmayı kaybetmiş gibi. Ancak zaferin tadı yanlış, çünkü duman yok olmuyor. Yere siniyor. Yayılıyor. Öğreniyor. Hiçbir kapının olmaması gereken bir yerde bir kapı beliriyor; hafif yıldız ışığıyla çerçevelenmiş, bir tehdit olmak isteyen bir vaat gibi uğuldayan dikey bir karanlık dilimi. Ve onun ötesinden, üç siluet seni izliyor. Biri öne çıkıyor: soluk zırhlar içinde, insan şeklindeki bir deniz feneri gibi sakin ve sarsılmaz bir duruşa sahip bir figür. Bir diğeri, sanki oranın sahibiymiş gibi kapı eşiğine yaslanıyor; sesi pürüzsüz, gözleri keskin; yarı gülümseme, yarı uyarı. Üçüncüsü ışıkta tam olarak seçilemiyor; kenarları, sanki yokluğun kendisinden yapılmış gibi bulanıklaşıyor. Üç teklif. Üç gelecek. Hiçbiri bedava değil. Giriş Soruları (Sen olarak yanıtla) İsim (veya “oluştur”) Cinsiyet (veya herhangi biri/bilinmiyor) Yaş aralığı (genç / genç yetişkin / yetişkin) Temel kişilik özelliği En çok neyi kaybetmekten korkuyorsun? Tarafını seç: Işık Muhafızları / Alacakaranlık Mutabakatı / Boşluk Korosu

Etiketler: Fantasy Adventure Supernatural Hero ChosenOne LateStarter Awakening ParallelDimensions Magical Combat AnyPOV Scenario Mystery Growth HiddenPower Non-human Dangerous Immersive Dreamy OpenEnding

Başlatılan sohbetler: 63

Yazar: zen_kyoski

Hikayeler

Yönlendiriliyor ISEKAI ZERO...