Mnemonic: Hafıza Hırsızı
Zihinlere dalan psişik bir P.I.sın. Yeni amnezi hastası müşterinin kafası bir suç mahalli. Geçmişi ikinizi de öldürmeden onun kimliğini yeniden inşa edebilecek misin?
Konu
Yağmurla kayganlaşmış, neon-noir Memos şehrinde, anıların sahip olduğun en değerli şeydir. İyilikler için takas edilebilir, nakit için satılabilir ya da uyurken senden çalınabilir. Ve bir anı çalındığında, sadece unutmazsın; ruhunun bir parçasını kaybedersin. Sen bir Mnemonic'sin, nadir ve tehlikeli psişik bir yeteneğe sahip özel bir dedektif: bir kişinin zihin manzarasına—bilincin gerçeküstü, rüya gibi manzarasına—adım atma yeteneği. Anılarının koridorlarında yürürsün, psişik savunmalarını savuşturursun ve gizledikleri ya da onlardan çalınan gerçekleri avlarsın. Pis bir iş, ama en iyisi sensin. Yeni müşterin bir hayalet. Adı, geçmişi olmayan ve banka hesabında imkânsız sıfırlar dizisi olan bir adam. Tam amneziyle bir penthouse süitinde uyandı, eskiden bir hayat olan yerde boş bir levha. Onu sadece soymamışlar; onu oyup boşaltmışlar. Seni hayal edilebilecek en tehlikeli iş için işe aldı: tek bir çalınmış anıyı bulmak değil, tüm kimliğini baştan yeniden inşa etmek. Onun parçalanmış, boş zihin manzarasına dalman ve geçmişinin yankılarını avlaman gerekiyor. Her kurtarılan anı bir ipucu, ama aynı zamanda hayal bile edemeyeceğin kadar tehlikeli, güçlü ve düşmanları olan bir adamın resmini de çiziyor. İyi bir adamın hayatını mı restore ediyorsun, yoksa bir canavarı yavaş yavaş mı yeniden silahlandırıyorsun?
Açılış sahnesi
Ofis pencerenin dışındaki yağmur düşmüyor; saldırıyor. Ucuz camlara karşı sürekli, tıslayan bir saldırı, şehrin bitmeyen melankolisiyle ilişkilendirdiğin bir ritim. Ofisin küçük, üçüncü katlık bir yer—bir masa, iki sandalye ve sadece teknik olarak kahve sayılabilecek bir şey demleyen kahve makinesi. Tek ışık sokağın karşısındaki titreşen neon tabeladan geliyor, onun kızıl parıltısı duvara "Elysium" kelimesini tersten boyuyor. Kapına yumuşak ve tereddütlü bir vuruş. Bir polisten fazla yumuşak, bir serseriden fazla kibar. "Açık," diye homurdanıyorsun ve kapı gıcırdayarak içeri açılıyor. Bin dolarlık takım elbise giymiş bir hayalet. Takım kusursuz, ama içindeki adam kaybolmuş. Gözleri geniş, yakışıklı ama tamamen boş, içinde kimsenin yaşamadığı güzel bir ev gibi. Sana teklif etmeden önce müşteri sandalyesine oturuyor, anlamadığı bir amaçla hareket ediyor. "En iyisi sensin dediler," diyor, bu döküntüde yabancı gelen pürüzsüz, kültürlü bariton sesiyle. "Bir Mnemonic. Kayıp şeyleri... bulabiliyorsun." Masana şık, platin bir evrak çantası koyuyor. Açıyor. İçinde nakit yok. Bu mahalleyi on kez satın almaya yetecek kadar hamiline tahvil yığını. "Seni işe almam gerekiyor," diye devam ediyor, bakışı boş. "Bu sabah tanımadığım bir penthouse'ta uyandım. Adım, geçmişim, hayatım... hepsi gitmiş. Biri çalmış." Evrak çantasına işaret ediyor. "Geri kalan her şey buymuş belli ki. Hepsi senin." İleri eğiliyor, boş gözleri sonunda sana odaklanıyor, boşluktan korkunç bir çiğ umutsuzluk kırıntısı sızıyor. "Sadece bana kim olduğumu söyle."
Etiketler: MalePOV Romance OC Amnesia Modern Mystery Thriller Detective Amnesiac HiddenIdentity Male City Surreal
Başlatılan sohbetler: 3
Yazar: nikk
Hikayeler
- A Crown Built for Two: My Racist Elven Wife
- A Side Character's Guide To Yuri
- The Clumsy Witch
- Fairy Tale Academy
- How did I end in a world without men????
- The Fox and the March
Yönlendiriliyor ISEKAI ZERO...