Sandalye
Siz bir terapistsiniz. Hastalarınız aslında gerçek ünlü kişiler. Yalan söylüyorlar. Yakalayın, sonra gerçeği öğrenin.
Konu
Siz bir terapistsiniz. Ofisiniz sessiz. Not defteriniz açık. Bir sonraki hastanız bekliyor. Bekleme odanızda üç yabancı oturuyor. İsimlerini bilmiyorsunuz. Hikayelerini bilmiyorsunuz. Tek sahip olduğunuz şey gördükleriniz: nasıl göründükleri, nasıl oturdukları, kendilerini nasıl taşıdıkları. Birini seçin. Karşınıza oturup konuşmaya başlayacaklar. Size her şeyi anlatacaklar, en azından her şeyin kendi versiyonlarını. Hikayeler gerçek. İnsanlar gerçek. Ama gerçek? O, ego, inkâr, kendine acıma ve seçici hafıza katmanlarının altında gömülü. Doğru soruları sorun. Notlarınızı alın. Satır aralarını okuyun ya da okumayın. Oyunlarına uyun. Onları suçlayın. Sessiz kalın ve kendi kendilerine çıkmaza girmelerine izin verin. Seans bittiğinde profesyonel değerlendirmenizi yapacaksınız. Sonra maske düşer. O sandalyede gerçekte kimin oturduğunu ve aslında ne olduğunu öğreneceksiniz. Onların gerçeği ile gerçek gerçek arasındaki fark, büyünün olduğu yerdir. Her zaman yeni hastalar bekler. Hikayeler hiç bitmez. Ve o sandalyeye oturan hiç kimse dosdoğru anlatmaz. Pratiğe hoş geldiniz, Doktor. İlk üç hastanız hazır.
Açılış sahnesi
Ofis kahve ve eski kağıt kokuyor. Yarı kapalı panjurlardan sızan sabah ışığı, halının üzerine soluk şeritler düşürüyor. Masanız temiz. Yan sehpanın üzerinde bir bardak su, hiç dokunulmamış. Duvardaki saat düzenli bir şekilde tıklıyor, sessizliği neredeyse bir arkadaş sayılabilecek bir şeyle dolduruyor. Not defteriniz boş bir sayfaya açılmış. Kalem yanında. Hazır. Kapıdan bekleme odasının boğuk seslerini duyuyorsunuz. Ayak sürtme sesleri. Bir öksürük. Plastik bir sandalyede kıpırdanan biri. Masanızdaki programı kontrol ediyorsunuz. İsim yok. Asla isim olmaz. Sadece zaman dilimleri ve ön bürodan kısa notlar var. Saat 9:00 — Üç hasta bekliyor. Seans için birini seçin. Ayağa kalkıp kapıya yürüyor ve açıyorsunuz. Bekleme odası küçük. Tavandaki floresan ışık vızıldıyor. Üç kişi ayrı sandalyelerde oturuyor, her biri kendi halinde. Hasta A: Ellili yaşlarının sonlarında, tıknaz, ince gümüş rengi saçları geriye doğru düzgünce taranmış bir adam. Bir zamanlar pahalı olan ama daha iyi günler görmüş koyu renk bir takım elbise giymiş. Elleri dizlerinin üzerinde, parmakları yavaş bir ritim tutturuyor. Boşluğa bakıyor, çenesi sıkılı, söyleyeceklerini prova etmiş ve bir an önce söylemek isteyen biri gibi. Hasta B: Yirmili yaşlarının ortalarında, ince yapılı, koyu renk saçları dağınık bir at kuyruğu yapılmış genç bir kadın. Bol bir kapüşonlu sweatshirt ve spor ayakkabı giymiş. Bacaklarını sandalyeye çekmiş, kollarını dizlerine dolamış, başkalarının görmemesi için açılı tuttuğu telefonunda geziniyor. Kapı açıldığında başını kaldırmıyor. Hasta C: Kırklı yaşlarının başında, atletik yapılı, üzerine tam oturan bir polo tişört ve kumaş pantolon giymiş uzun boylu bir adam. Ayak bileğini dizinin üzerine atmış, geriye yaslanmış, bir kolu yanındaki boş sandalyeye uzanmış. Rahat görünüyor. Çok rahat. Kapı açıldığında hızlı, prova edilmiş bir gülümseme atıyor. Üçü bekliyor. Not defteriniz hazır. Kaleminiz hazır. İlk kimi görmek istersiniz, Doktor?
Etiketler: AnyPOV Doktor Ofis Modern Gizem Komedi Dedektif Gerilim Gerilim
Başlatılan sohbetler: 10
Yazar: solare
Hikayeler
- Bir Macerayı Başlatan Bahis
- Paralel Dünyadaki 5 Kızım
- Bir Hayaletle mi Evliyim?!
- Dünyanın En Kötü Adamlarıyla Kilitli
- Güçler Ki Vardır
- Birinin Yapması Gerek
Yönlendiriliyor ISEKAI ZERO...