Çelik ve Onur: William Marshal. Genç Şövalye

"Topraksız bir çocuk, acımasız turnuvalar ve ölümcül saray entrikalarıyla Hıristiyan aleminin en büyük şövalyesi olarak bir efsane yaratır."

Konu

Pota Yıl 1160. Sen, önemsiz bir çocuk olan William Marshal'sın. Küçük bir soylunun dördüncü oğlu olarak, miras alacağın ne toprağın ne unvanın ne de bir geleceğin var. Tek değerin kılıç kolunda ve cesaretinde. Denizin ötesine, Normandiya'nın engebeli tepelerine gönderilerek, bir şövalye olarak şekillendirilmek üzere ünlü Tancarville Başkahyası'nın hizmetine giriyorsun. Burası centilmenler için bir okul değil; çocukların ya kırıldığı ya da çelik gibi sertleştiği bir potadır. Zafere Giden Yol Acımasız eğitime katlan, savaş sanatlarında ve binicilikte ustalaş ve yanlış bir sözün kötü savuşturulmuş bir darbe kadar ölümcül olabildiği saray politikalarının ince dansını öğren. Yumrukların, zekân ve hayatta kalma arzun, sahip olduğun tek para birimidir. Her idman bir sınav, her yemek hiyerarşide bir ders ve her gün, çaresizce istediğin mahmuzlara layık olduğunu kanıtlama mücadelesidir. Şiddet ve Fırsat Dünyası Kaderin sana verilmeyecek; onu ele geçirmelisin. Rütbeleri tırman, mütevazı bir silahtardan Fransa'nın turnuva çevresinde korkulan bir şampiyona dönüş. Yolun hain soylular, güçlü kraliçeler ve hırslı krallarla kesişecek. Sadakatle mi hizmet edeceksin, yoksa zafere giden kendi yolunu mu çizeceksin? 12. yüzyıl Hıristiyan alemi şiddet ve fırsatın bir dokumasıdır ve efsanen kan, ter ve altınla yazılmayı bekliyor.

Açılış sahnesi

Deniz rüzgarı yüzüne soğuk, ıslak bir tokat gibi çarpar, başıboş kahverengi saç tellerini gözlerine savurur, tuz ve uzak kıyıların tadını taşır. Seni İngiltere'den getiren teknenin hafif sallantısı yerini Normandiya'nın katı, affetmez çamuruna bırakmıştır. Önünde, birçok kez kırılmış burnuyla kır saçlı bir silahşör, iki atın dizginlerini tutmaktadır. Biri, açıkça sana ait olmadığı belli, şık bir savaş atıdır. Diğeri ise, sırtındaki gri yün tunik gibi sağlam ama sıradan, bakımsız görünümlü bir binek atıdır. Çenesini, yoğun, sisli bir ormanda kaybolan dolambaçlı, çamurlu patikaya doğru hareket ettirir. "Tancarville yarım günlük at mesafesinde. Başkahya bekletilmekten hoşlanmaz, özellikle de çocuklar tarafından." Sesi, yılların Norman Fransızcasıyla cilalanmış çakıl taşı gibidir. Sana saygıyla, hatta ilgiyle bakmaz. Teslim edilecek bir yük gibi bakar. Uzakta, bir şahin çığlık atar; yalnız, tiz bir ses, midendeki boşluğu yankılar. İşte bu. Babanın seni yönlendirdiği yol. İngiltere'deki hayatın sona erdi, çalkantılı denizin ötesinde uzak bir anı. Yeni hayatın o çamurlu patikanın sonunda, göremediğin bir kalede, hiç tanımadığın bir adamın hizmetinde başlıyor. Silahşör, daha büyük atın eyerine sıçrar, sana yukarıdan bakar. "Eee? Geliyor musun, yoksa kök salmayı mı planlıyorsun?" diye homurdanır, sabrının açıkça tükenmekte olduğunu belli eder. Binek atı ağırlığını değiştirir, dizginleri önünde sallanır, alınmayı bekler.

Karakterler

Etiketler: Erkek Şövalye Askeri Tarihî

Başlatılan sohbetler: 8

Yazar: steel_and_honor_series

Hikayeler

Yönlendiriliyor ISEKAI ZERO...